Kimliğimiz|Projeler|Yayınlar|Doğuş Öyküsü |Gönüllü İnci Grubu | İletişim | Ana Sayfa

 

 

 

Proje Ana Sayfası

Proje Özeti

Projenin Amacı

Proje Ekibi

Proje Gerekçeleri

Proje Hedefleri

Proje Alanı

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR İNCİ KEFALI BALIKÇILIĞI VE TÜKETİMİ

2. Evre: Sürdürülebilir Geçim Kaynaklarının Altyapısını Hazırlama ve Sürdürülebilir Tüketim Alışkanlıklarını Tanıtma

 

PROJE ALANI

Van Gölü, 3712 km2 yüzey alanı, 171 m ortalama ve 451 m maksimum derinliğe sahip, denizden 1648 m yükseklikte Türkiye’nin en büyük gölüdür. Suları yüksek derecede sodalı ve tuzludur. Bu su yapısı göle bir “soda gölü” özelliği kazandırmaktadır.

Gölde balık olarak sadece Cyprinidae familyasından bir tür olan inci kefalı (Chalcalburnus tarichi, PALLAS 1811) yaşamaktadır. İnci kefalı göçücü bir türdür. Gölde yaşamasına rağmen üremek için göle sularını boşaltan akarsulara göç eder ve üreme sonrasında tekrar göle döner. İnci kefalı iki farklı sezonda iki farklı avcılık yöntemi ile avlanmaktadır. Balık Nisan-Temmuz ayları arasında üremek amacıyla akarsulara göç etmektedir. Ancak Van Gölü’nün sodalı-tuzlu sularından tatlı su özelliğindeki akarsulara hemen giriş yapamamaktadır. Biyolojisi gereği osmotik ayarlamanın gerçekleşmesi için akarsuların göle döküldüğü “mansap” kısımlarında bir süre beklemektedir. Bu bekleme esnasında mansaplarda büyük sürüler oluşturmaktadır. Birinci avcılık şekli, üreme göçü için mansapta bekleyen balıkların manyat, ığrıp gibi kıyı sürütme ağları ile avlanması şeklinde gerçekleşmektedir. Bu dönemde ayrıca akarsular üzerine kurulan basit tuzaklarla da avcılık yapılmaktadır. Toplam avcılığın %90’ı bu avcılık metoduyla gerçekleşmektedir. Bu avcılık metodu geleneksel olup, eski çağlardan beri yöre halkı balığı hep bu dönemde avlamıştır (Sarı 1997b, Sarı 2001a).

İkinci avcılık şekli ise balığın esas yaşam habitatı olan Van Gölü’nde Eylül-Nisan ayları arasında yapılan “kış balıkçılığı” dır. Bu dönemde balıkçılar 8-16 m boyundaki tekneler kullanarak, göz genişlikleri 16-20 mm olan fanyalı uzatma ağlarla avcılık yapmaktadırlar. Eylül ayında 15-20 m derinliklerde başlayan avcılık havaların soğuması ile birlikte 50-60 m derinliklere kadar inmekte ancak ilk baharda havaların tekrar ısınmasına paralel olarak 20-30 m derinliklerde yapılmaktadır. Bu avcılık şekli 1970 sonrası gelişmiş olup gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ancak halen toplam avcılığın sadece %30’u kış aylarında yapılmaktadır(Sarı 1997b, Sarı 2001a).

Proje alanını Türkiye’nin doğusunda yer alan Van Gölü ve bu göle dökülen akarsular oluşturmaktadır (Şekil 1). Göl suyunun pH değeri 9.8 civarında  tuzluluğu ise % 0.19 olarak bildirilmektedir (Kempe et al., 1978). Denizlere göre daha fazla potasyum ve lityum içerir. Göl suyundaki karbonat ve bikarbonat iyonları  toplam klorür iyonundan fazla olup deniz suyuyla karşılaştırıldığında karbonat iyonları 100 kat fazladır. Sülfat konsantrasyonu ve fosfat iyonu denizlerle karşılaştırıldığında oldukça yüksektir (Tuğrul ve ark., 1984). Göle dökülen akarsuların kimyasal özellikleri geçtikleri arazinin yapısına bağlı olarak değişmektedir. Akarsularda sodyum en önemli katyon olup, bunun bir kısmı bikarbonat ile dengelenerek Van Gölü’nün bir soda gölüne dönüşmesinde ana rolü oynamaktadır (Degens et al., 1978).  Gölün biyolojik çeşitliliği hem tatlı hem de tuzlu sulardan önemli derecede farklılık göstermektedir. Gölün fitoplankton varlığı Diatome, Bacteriophyta, Cynophyta, Chlorophyta, Flagellata ve Phaeophyta gruplarına ait 103 tür, zooplankton varlığı ise Rotatoria, Cladocera ve Copepoda gruplarına ait 36 türden oluşmaktadır.

 

Şekil 1. Van Gölü, göle dökülen büyük akarsular ve Türkiye haritasında gölün konumu

2SDesign Copyright 2004